Home
Haber Arsiv
Mp3 ve Klipler
Albümler
Gruplar (Tanıtımlar)
Resimler
Şarkı Sözleri
Röportaj Arsivi
Suikast Shop
Yazıyor
Ziyaretci Defteri
Forum
Label
İrtibat
Online:
Kimse yok
0 Üye Online
Yazıyor - Barikat (Jöntürk) Yazıyor…

Eklenme Tarihi: 06 Kasım 2002

Barikat ve Buldozer`in Yazılarini sizlere noktasına bile dokunmadan yayınlıyoruz

Bu yıl 2. düzenlenecek olan “hiphop oscarları” ile ilgili olarak Jöntürk cevap hakkını kullanmayı seçti. Yazısını sizlere noktasına bile dokunmadan yayınlıyoruz…
ELEŞTİRİ ADI ALTINDA ORTAYA KONAN ZIRVALIKLAR

Psikoloji bilimiyle az buçuk ilgilenenler ünlü ‘Şebek deneyi’ni çok iyi bilirler. Şebeklerin, düşünme, algılama ve yorumlama yeteneklerini ölçmek için bir deney yapılır. Deney için seçilen bir şebek, bir büyük ve bir küçük sandık, ile bir uzun değneğin bulunduğu bir kafese konur. Bizim şebeğin ulaşamayacağı kadar yükseklikteki tavana ise bir demet muz asılır. Ve artık sıra şebektedir. Bir süre sonra acıkan şebek muzu almak için uzanır; ama yetişemez. Bir süre sonra, şebek yerdeki değneği alır muza vurarak düşürmeye çalışır. Ama yine boyu yetişemez. Daha sonra büyük sandığı çekerek üstüne çıkar ve sopayla muzu düşürmeye çalışır; ama boyu bu kez de yetişmediği için yine başarılı olamaz. Son denemesinde ise yerdeki küçük sandığı alır ve büyük sandığın üzerine koyar ve her iki sandığın üstüne çıkarak elindeki sopayla muza vurarak düşürür ve hedefine ulaşır.
Deney, şebeklerin düşünme, algılama ve yorumlama yeteneklerine sahip olduğunu ispatlamıştır. Peki o zaman sormak gerek; bizim şu insan soyu, bir şebeğin bile gösterdiği bu kadar basit bir eylem dizisini neden gösteremiyor günlük yaşamında?
İnsan soyunun, yeryüzünün ‘en akıllı hayvanı olduğu’ söylenir tüm efsanelerde, kitaplarda, felsefelerde, inançlarda… Peki gerçekten de durum öyle mi ? ‘İnsan’ tanımı yapılırken kullanılan bu ‘akıllı’ kavramını son derece ucuz bir yalandan ibaret olduğunu ispatlayacak belki yüzlerce olgu var elimizde: barış içinde herkesin mutlu olduğu bir dünyada yaşamak varken, insan soyunun binlerce yıldır birbirlerini gırtlaklamasına, yaşadığı dünyayı kirleterek, sömürerek yok etmesine bakarak çok şey yazılıp söylenebilir. Hele hele bilgisizlikten, eleştirel düşünme ve yorumlamadan yoksun; yalandan dolandan, değer bilmemezlikten, saygısızlıktan sevgisizlikten, kullanmaktan, sömürmekten, ihanetlerden, entrikalardan oluşan kendi cehennemini yaratan bir insan soyu için ‘akıllı’ demek ne kadar doğrudur?
Artık pek çok taraftar toplayan bir yeni tanıma göre ise: ‘insan, çıkarı için her türlü şebekliği yapan yeryüzünün en kurnaz hayvanıdır’ Ama dikkat çekilmesi gereken çok daha büyük bir temel özelliği daha var insan soyunun: o da çıkarı için yaptığı bu kurnazlıktan diğer insanların farkına varmadığını düşünecek kadar ahmak oluşudur! Evet, aptalları kandırabilir bu tip insanlar; çocukları, bunakları, kendine boyun eğen köleleri kandırabilirler; doğru. Ama doğru olmayan şu ki; kurnazlık adına sergiledikleri bu tip sahtekarca davranışı, günün birinde, -şu veya bu- birilerin çıkıp onun gırtlağına tıkayacağıdır.
İnsana dair hangi tanımı kabul ederseniz edin, sanırım hepimizin kabul etmesi gereken bir şey var ki; o da insanoğlunun sonsuz zekasıdır! O zeka sayesindedir ki, insan edilgen durumdan etken duruma geçmiş; doğaya hakim olmuş, büyük uygarlıkları meydana getirmiştir. Bugün, her yeni gelen insanın duygu, düşünce ve deneyimlerini eklemleyerek bugüne taşıdığı günümüz uygarlığı bu zekasına borçludur.
Kimisi bu zekasını sadece kendi çıkarı için kullanır; ortaya koyduğu her şey bu amaca yöneliktir; söylediği her söz, yaptığı her davranış kendine yontmak içindir. Bu tip ‘vampir’ tipler çevresindeki herkesi amacına ulaşmak için sadece bir basamak olarak kullanır. Sadece ve sadece kendisi ve kendisine destek olanlar vardır. Gerisi araçtır. İnsanların ‘insan’ olarak hiç bir değeri yoktur. ‘Değer’, o insandan emdiği kanın fazlalığı veya azlığına dairdir.
Kimisi ise bu zekasını tüm insanlar için kullanır. Bu tip insanlara göre, insanlar küçük veya büyük, zengin veya fakir, kadın veya erkek, yeni veya eski oluşuna göre önemli veya önemsiz olamazlar. İnsanların genel mutluluğu kendi mutluluğudur; insanların genel mutsuzluğu ise kendi mutsuzluğudur. Başkasına atılan her kurşun, yarın kendisini bulacaktır. Bu nedenle saygı duyulmak için saygı göstermesini bilir bu tip insan. Bu tip insanlar, ayrımlara karşıdır; insanca yaşamaktan yana olan herkese eşit uzaklıktadır. ‘Değer’ insanların iyiliğine dairdir. ‘Akıllı’ insan tanımı bu tip insanlar için kullanılabilir sadece.
İlkeli olmak, birinci tipteki ‘vampir’ tiplerden beklenmemelidir; o çıkarı için kılıktan kılığa girmeye, her türlü taklayı atmaya, kişiliğini, onurunu çıkar olarak gördüğü şey için ayaklar altına sermeye dünden razıdır. Ama, ‘ilkeli olmak’ özgür ve paylaşımcı ikinci insan için kaçınılmaz bir sorumluluktur. İlkeli olmak bir erdemdir; Sokrates’in ilkeli olmak adına, nasıl kendisine sunulan zehri içerek ölüme koştuğunu hepimiz biliyoruz. Sokrates’i ‘Sokrates’ yapanda, ilkeli olmak adına gösterdiği bu erdemli davranıştır; 2500 yıldır ismini tarihin şanlı sayfalarında koruması ve günümüz uygarlığını yaratıcılarından olmasının temel nedenlerini bu erdemli davranışında aramak gerek.
Kanı, tutum ve düşüncesi mekandan mekana değişen bir insanın ise tutarlılığından, dolayısıyla güvenilirliğinden hiçbir şekilde bahsedilemez. Adalet isteyen, emeğe saygı bekleyen; özgürlükten, paylaşımdan dem vuran herkesin yaşamın her alanında, söylediği her sözde, yazdığı her satırda tutarlılık göstermesi kaçınılmaz zorunluluktur. Aksine, adaletten dem vuranlar, ‘emeğe saygı’ naraları atanlar, bir gün sonra ortaya çıkıp, kendisi dışındaki herkesin emeğini karalayarak aşağılamaya başlarsa, çelişkileri ve samimiyetsizlikleriyle köpekleri bile güldürürler kendilerine. Evet; çoluk çocuğa, ahmaklara bu yalanlarını, çelişkilerini, samimiyetsizliklerini yutturabilirler; ama onların dışındakilere asla…
Yazı yazmak ninni söylemeye benzemez. Ninniler unutulup gider; ama düşünmeden yazdığınız her söz, yarın çamur olup suratına yapışması kaçınılmazdır.
Evet!’ Hepimizin mutlaka peşinen kabul etmesi ve savunması gerektiği en temel haklardan biridir düşünme ve düşündüğünü ifade etme özgürlüğü. Ama bu ifade etme hakkı (üstelik, başı sonu beli olmayan, yalan yanlış bir çok değerlendirme ve çelişkilerle dolu olan yazı), bir başkasının temel hakkına saldırı niteliğini taşıyorsa, saldırıya uğrayanın da ayağa kalkarak ‘orada dur’ deme hakkının da bulunduğunu, üstelik bu hakkın da en temel haklardan biri olduğunu yine hepimizin kabul etmesi gerekiyor peşinen. ‘Yorumlama ve eleştirme’ adına bu temel hakkın kullanımı sırasında ortaya attıkları zırvalık dolu yıkıcı iddiaların yanında, ele alınan yazının kendini ifade bile etme yeteneğinden yoksun oluşu, sıralanan baştan aşağı bozuk cümleler ve kelimelerle Türkçe’nin acımasızca katledilişi ise sadece birer ayrıntı olarak kalacaktır önümüzde.
Evet; çok doğru: 15 Kasım Cuma günü, Kadıköy Halk Eğitim Merkezi Salonu, yılın en büyük Hiphop buluşmasına sahne olacak: Türkiye Boys Of Sun Hiphop Oscarları-2.
Bir bucuk aydır, gece gündüz demeden üzerinde çalıştığımız bu tarihi gece için ortaya koyduğumuz emeğe saygı adına bile olsa, eleştiri adına zırvalayan herkesin öncelikle, elini vicdanına koyması ve ondan sonra söyleyeceklerini söylemesi veya yazması gerekmiyor mu?
Yıllardır içinde debelendiğimiz ve bu birbirimizi yediğimiz çöplüğü (ki pek çok kişi buna ‘kültür’ diyor)
doğuran ‘temel sorun’u belirleyerek ortaya çıkarmak, çözüm için atılacak en önemli adımların başında geliyor. Bu çöplüğe neden olan ‘temel sorun’ ise, yazımıza başlarken örnek olarak verdiğimiz şebeğin bile sahip olduğu ‘düşünme, algılama ve yorumlama’ yeteneğine çoklarının sahip olamayışıdır. Konu hakkında, düşünmeden, araştırmadan, algılamadan, ortaya atılıp yorum yapmaya kalkanlar, yıllardır içinde debelendiğimiz bu bataklığın yaratıcılarıdır? Camianın sürekli bir gelişim çabasına karşın, yıllardır varolduğu çöplükten dışarı çıkamayışı; kimilerinin dediği gibi hiphop’ta bütün yükün beş on kişinin omuzlarına oluşunun temel nedenini, kendileri dışındaki herkesi dışlayan veya aşağılayarak onların üretim şansını daha baştan boğan bu zavallılardır.
Yalan yanlış, yazılan boş ve ucuz tüm yazılar sahiplerinin kişiliğini, kimliğini, kültürel yoksunluğunu yansıtması açısından önemlidir; bu yoksunlukların onaylanması için ise gereklidir de. Üretmek, üretime katılmak veya katkıda bulunmak yerine, üretene ucuz yazılarla saldırmayı tercih edenlerin kendileri de bir gün, benzer bir saldırıyla karşı kaldıkları zaman yaka silkerek yakınmalarıyla oluşturdukları ‘trajedik tablo’ karşısında her zaman ezileceklerdir.
Türkiye’de, ilkini geçtiğimiz yıl Bursa’da başarıyla düzenlediğimiz ve hiçbir ayrım yapmaksızın üreten tüm hiphopları teşvik etmek, moral vermek, destek vermek, hiphopın gelişimine bu yolla katkıda bulunmak; eski veya yeni; iyi veya kötü olduğuna bakılmaksızın üreten herkesi bir günlüğüne de olsa buluşturmak; tüm Türkiye’ye hiphop’ın gücünü göstermek amacını taşıyan ‘Türkiye Boys Of Sun Hiphop Oscarları-2’nin ön çalışmalarına bir buçuk ay önce başladık.
‘Boys Of Sun’nın bu yıl, iki ayrı turdan oluşacağını; birinci turda ‘aday adayları’nın belirleneceğini; dileyen herkesin, kendi ‘aday adayı’nı belirleyerek, ikinci turdaki ‘aday’ listesinin oluşumuna katkıda bulunabileceğini ilan ettik. Bu ilanımız, dikkate alan başta, barikat.net, turkçerap.com, turkrap.com, raportaj.com olmak üzere pek pek çok sitede yayınlandı; iletişim için ise boysofsun2@mynet email adresi verildi. Bunun yanı sıra, dört hafta boyunca aralıksız, ‘hiphopistan’ email grubunda yayınlandı bu ilan haberi. Peki sonuç!
Bu ilan çağrımız karşısında, bu aday listesinin veya organizasyonun oluşumunda kılını kıpırdatmadan umarsızca köşelerinde tüneyenler, avını bekleyen tilki kurnazlığıyla saldırıya geçiyorlar şimdi. Eleştirileri bir yana, daha da ileri gidip aday listesinde yer alan kimi ‘aday’ların değersizliğinden, gereksizliğinden dem vurup, listeden çıkarılmasını isteyecek kadar ileri gittiler küstahça bir tavırlarıyla!
Bir buçuk aydır, düzenleneceği açıklanan organizasyon için, ‘yapabileceğim bir şey var mı?’ nezaketini bile göstermeyenler; neyi hangi hakla eleştiriyorlar?
Yukarıda ayırdığımız iki insan tipinden ikincisine girenler, ortaya çıkacak ürüne katkıda bulunmak için yazdılar çizdiler, mesaj atarak önerilerde bulundular! İkinci tipe girenler ise, büyük bir sinsilikle beklediler o kuş kadar beyinlerinin olmadığı akıllarıyla; birileri bir şey yapmaya kalktığında onlar büyük bir dikkatle izleyecek; hatasını yakalamaya çalışacak ve en ufak bir hatasını bulduğunda ise o tilki kurnazlığıyla üzerine atılarak saldıracaktır; zavallı ahmaklar! Farkında bile değiller; avın her zaman başarılı geçemeyeceğini; kimi zaman çıktıkları avda avlanan budala konumuna düştüklerinin farkında bile değiller.
‘Eleştiri’ adı altında saldırıya geçen arkadaşların hangisi, Türkiye’de hiphop’ın desteklenmesi ve sesini duyurması amacını taşıyan bu tarihi organizasyona fikirleriyle katkıda bulunmaya çalıştı; daha da ötesi en azından her bir kategori için en uygun düşebilecek kendi adayları gösterdi?
Hiç kimse her konuda mükemmel değildir! Giriştiği işte her şeyi en ince ayrıntısına kadar ölçen, biçen ve tartan bizim gibi bir kişinin bile mutlaka gözünden kaçırdığı bir şeyler olabilir. Bu durumun bilincinde olan bizler, daha güzel, daha kusursuz bir organizasyon için insanlara açtığımız ve üretime katılmalarını istediğimiz ‘Boys of Sun’nın şekillenmesine katılmamış olanlar bugün neyin saldırısına kalkıyorlar?
Soruyorum buradan bu adamlara? Tüm çağrılarımıza karşın bugün ortaya attığınız fikirleri neden daha önce ortaya koymadınız? Neyi, niçin beklediniz?
Ne istiyorsunuz? Hiphop adına bir şeye kalkıştığımıza destek vermek yerine, ahmakça yazılarla bin kere pişman mı etmek mi bizleri derdiniz? Yoksa, kendiniz gibi ‘yaka silkip’ geri çekilmemizi mi istiyorsunuz bizlerin de? Kafanızda ne tür tilkilerin dolaştığını bilmiyorum; ama bildiğim bir şey var: bu hiçbir dayanağı bulunmayan ‘eleştiri’ adı altındaki tutarlılıktan yoksun haksız ve saldırgan safsatalarınızı yalanla dolanla, bire bin katarak artık pazarlayamayacaksınız!

İşte ‘eleştiri’ adı altında pek çok yerde savrulan bazı iddialara yanıtlar:
1-‘Türkiye Boys of Sun Hiphop Oscarları’ adayları, 2002 yılı içinde Türkiye’de etkin olarak çalışan, üretimde bulunan hiphoplar arasından belirlenmiştir. Bu adayların belirlenişinde, yukarıdaki kritere bağlı kalmak koşuluyla ‘aday adayları’nı öneren katılımcıların mesajlarından da yararlanılmıştır. Bunun dışında, geçtiğimiz yıl etkin veya başarılı olan, ama bu yıl yeni bir üretimde bulunmayan kişi ve gruplar listenin dışında bırakılmıştır. ‘Yurt dışından neden aday yok?’ diyenlere, düzenlenen bu hiphop oscarlarının tam ismine baktıklarını öneririm. Ayrıca, ödüllerin Türkiye’yle sınırlı kalmasının iki temel nedeni vardır: Türkiye’ye öncelik vererek, burada hiphop’ın gelişimini desteklemek ilk nedendir. İkinci neden ise: değerlendirmenin sadece Türkiye’de bulunan dinleyicilerin yapmasından ötürü ortaya çıkabilecek haksız bir sonuca engel olarak, yurt dışında bulunan hiphopların hakları daha başında adayların dışında ‘sadece kural olarak bırakılıp’ korunma isteğidir.

2-‘En iyi çıkış yapan grup’ kategorisi, eski veya yeni olduğuna bakılmaksızın 2002 yılında çıkış yapan grupları kapsamaktadır. Adından da anlaşılacağı gibi bu kategoride sadece ve sadece gruplar yer alabilir; bizleri eleştirmek adı altında bu kategoriye getirip tek başına bir rapper adını sokmaya çalışanların, bir deney şebeğinin bile kolaylıkla gösterdiği ‘düşünme, algılama ve yorumlama’ yeteneğine bile sahip olmadan herkesin önünde zırvalamaya kalkmasının en güzel örneklerinden biridir.

3-‘Yılın Hiphop Onur Ödülü’nde adayların belirlenmesinde göz önüne alınan kıstas ‘hiphop’a bulundukları katkı’dır. Hiç kimsenin belirlenen adayları küçümsemeye, emeğini aşağılamaya hakkı yoktur: Yener’in İzmir’de, Deli Mc’nin Ankara’da hiphop’ın gelişimine katkıları ödülle bile ölçülemeyecek kadar değerlidir bizim için. Aynı şekilde, açtıkları siteleriyle hiphoplar arasında iletişimi sağlayan, ekinlikleri, çalışmalarını kamuoyuna duyuran Erdener, Kanun, Skyfun, Kara Murat’ında emeği küçümsenemez. Sirhot’ın da, bu yıl prodüktörlüğünü yaparak hazırladığı onu aşkın albüm ve piyasaya kazandırdığı onca albüm nedeniyle de emeği küçümsenemez. Ayrıca, eleştirilen bu isimlerin dışında, hiphop onur ödülünü kazanmaya aday gösterilebilecek onlarca, belki de yüzlerce nice hiphoplar var aramızda. Eksikler eleştirilebilir; ‘şu da olsaydı’ denilebilir; ama bu eleştiriyi yapanların da eleştiriye kalkmadan önce ‘aday adayları’nın belirlenmesi aşamasında listenin oluşumuna katkıda bulunmaları gerekirdi. Örneğin ‘Yılın hiphop basın ödülü’ kategorisinde bulunmayan ‘hiphopistan email grubu’nun yokluğu haklı olarak eleştirilebilir; ama daha öncesinde ise, ‘hiphopistan’da 3 hafta üst üste yayınlanan ‘aday adayları’nın belirlemeye çağrısı haberleri karşısında, zahmete katlanıp ‘hiphopistan’ı aday olarak göstermeyenler, bugün büyük bir dalkavukluk örneği göstererek ‘hiphopistan email grubunda yazdıkları’ yazılarla ‘listede hiphopistan neden yok; oyum hiphopistana!’ diyebilecek kadar kendilerini ve herkesi ahmak yerine koyabiliyorlar.
Ayrıca bizler, hiçbir ayırım yapmaksızın yıl boyunca hiphop’a katkıda bulunan herkesi gecede mümkün olduğunca desteklenmek, şans yolunu herkese açmak için tüm kategorilerde aday listesi hazırlanırken herkesi her kategoride aday göstermemeye özen gösterdik.

3-Jürilerin kimlerden seçilmesi gerektiği, hakkındaki taraflı ve kişisel egoyu yansıtan eleştiriler ise gülünçlükten öteye gidememiştir. Bizler, sağlıklı bir değerlendirmenin yapılabilmesi için, yılardır (şu veya bu şekilde) bu işin mutfağında olan insanları jüri olarak almanın yanı sıra, dinleyicileri de etkin ve ağırlıkta değerlendirmeye katılmasını sağlamaya çalıştık.
Her şeyden önce; süikast.de ve turkcerap.com sitesinde jüri heyeti olarak adları sıralanan liste yanlıştır ve sadece bir kesimden oluştuğundan taraflı olduğu için kabul edilemez de. ‘Jüri heyeti’ başlığı altında yayınlayan ve adları sıralanan haberin kaynağı, ‘Boys of Sun’ı düzenleyen kişi olarak ben değilim; hiç kimseye veya internet sitesine ‘jüri heyeti budur’ diye bir haber yollamadım. İlk kez, turkcerap.com sitesinde haberi gördüğümde derhal bir email attım Kanun’a jüri listenin gerçeği yansıtmadığını, haberin yanlış anlaşılmalara yol açmaması için derhal siteden çıkarılmasını istedim; bu yanlış haber siteden çıkarılmayınca bir email daha yolladım; ardından birkaç gün sonra bir cep mesajı ve sonra telefon etmek zorunda kaldım listenin yayından kalkması için. Aynı haber, ‘suikast.de’ sitesinde yayınlandığında aynı davranışı gösterdim; email ve mesaj çektim Erdener’e listenin yanlış olduğuna dair. Haberin kaynağı olmadığım bu yazılan listeyi, ta en baştan kabul etmediğimi herkesin bilmesini istiyorum. Gerçekte liste, her kesimden ve çok daha fazla kişiden oluşmaktadır.
Bütün bunlar bir tarafa, tarafsız bir sonuç elde etmek için, bu işin mutfağında bulunan ve genel değerlendirmeye de yüzde 49 oranında etkide bulunacak olan 2O civarında kişiye doldurulması için anket formu gönderilmiştir. Genel kurallar gereği, hiç kimsenin kendisine oy veremediği bu anket formunu (yayınlanan listede adı olan veya olmayan) pek çok kişiye yollanmıştır. Burada asıl eleştirilesi gereken; bizleri eleştiriye kalkan arkadaşların, yolladığımız bir email ile kendilerine önerilen ve doldurulması istenen anket formunu, yine şahsıma verecekleri bir yanıtla ret etme hakları bulunuyorken, bu hakkı kullanmayıp sitelerde kamuoyuna yönelik dalkavukluğa soyunmalarıdır? Yolladığım email’e değil de buradan, ‘temel hak savunucusu kahraman’ edasıyla eleştiri yapılmaya çalışıldığını anlamakta zorluk çekmekle birlikte; bunu, yıllardır kendisine veya takımına oy verme alışkanlığı edinmiş arkadaşlarımızın, anketin genel kuralı olan ‘kendine veya grubuna oy vermeme’yi içine sindirememiş olmasına bağlamaktan da kendimi alamıyorum
Ayrıca, örneğin aday listelerinde adı geçen ve bu yıl ‘Tabut Oyunu’ adlı bir albüm çıkaran, sesi soluğu da pek çıkmayan Birol’u oy vererek değerlendirme yapacak kişilerin dışında tutmak, buna karşın örneğin yine aday listesi içinde adı bulunan bir başkasını ise jüri heyetine dahil ederek ayrım yaptığınız zaman elde edilecek sonuç ne kadar adil, ne kadar reel ve ne vicdani olur?

4-‘Yılın en iyi dj.’i kategorisi ise, radyo dj’liği, disko dj.liği, parti dj.liği, konser dj.liği’ne veya hangisinin kimleri daha çok hoplattığına veya zıplattığına bakılmaksızın belirlenmiştir. Oluşturulan listede adı bulunan bir aday, aynı kategoride adı bulunan diğer adaylardan kimin iyi veya kötü olduğunu söyleme küstahlığını ise sonucu etkilememek için dünyanın hiçbir yerinde en azından nezaketen uluorta ortaya çıkıp yapmaz. Bilir ki, listede kim olursa olsun, kararı verecek olan nihayetinde dinleyicinin kendisidir.
5- Bilindik anlamda ödüllerin halk tarafından verildiği iddiası ise çok komik. Çünkü, çok basit bir zekaya sahip olan herkes bile çok iyi bilir ki, dünyanın pek çok yerinde ödüller belirli çıkar grupları tarafından verilir. Özellikle müziğin sanayileştiği ve bir endüstri haline geldiği tüm dünyada ödülün kime verileceğine para ve para babaları karar verir! Ekonomik olarak en güçlü ve en büyük firmaların borusunun öttüğü; bunların dışında kalan herkese kapıların kapandığı; en çok para harcanarak klip çekenin, konserler verenin, bin çeşit promosyon yapanın kendisini veya sanatçısını halka veya camiaya kabul ettirebildiği; atılmış ve abartılmış albüm satış rakamlarının iyi veya kötü için ‘ölçü’ olarak alındığı, televizyonlarda parayı bastırıp en çok görünen sanatçının öne çıktığı bir müzik sektörü ve ödül törenleri bunlar.
‘Türkiye Boys of Sun Hiphop Oscarları-2’de değerlendirmeyi yapacak olan ise, tamamen bu işin üreticileri ve tüketicilerdir; yani halkın kendidir. Ayrıca yapılan tüm eleştirilerde, onu bunu listede olduğu için yerden yere vuranlar, sadece kendisini ‘aday olabilecek kalitede’ gören zavallılar daha neyin noterinden bahsediyorlar?
İşin daha komik bir tarafını, eminim ki hiç birinizin gözünden kaçmamıştır. Tamam kabul ediyorum; bir popçu, bir arabeskçi veya bırakın onları, bizim hiphop camiasındaki bir ‘Mc Ender’ bile olsa, kabul edeceğim şu noter isteme saçmalığını. Sistemle sorunu olmayan, ’underground’ olduğunu iddia etmeyen herkes, doğruluğun ölçüsü olarak sistemin onay kulübü ‘noter’i isteyebilir. Ama underground olduğunu her fırsatta dile getiren birinin, sistemin bu en büyük onaylayıcısı ve temsilcisi olan ‘noter’i neden ve hangi mantıkla ister; sitemin bu onay kurumunu neden kendisine referans olarak alır?
‘Hiphop Oscarları’nın tarafsızlığı ve sonuçların güvenirliği için notere ihtiyacımız yoktur. Tarafsız bir sonuç elde etmek için, her dinleyiciye satın aldığı davetiyeyle birlikte verilen ve üzerinde davetiye seri numarasıyla aynı numarayı taşıyan formlardaki puanların toplamını, hakem olarak belirlenen Zihni Müzik, Hammer Müzik, Erdal Plak ve Umut Plak yapacaktır. Kendi firmasının hakemliğine güvenmeyenler, -dilerlerse- ayrıca bir noterin kolundan tutup geceye gelebilirler.
Şunu herkes artık çok iyi bilsin ki, bizler Ali’nin, Veli’nin, şu veya bu adamın oscarlarını vermiyoruz. Bizler ‘Türkiye Hiphop Oscarları’nı veriyoruz. Burada aday listesin oluşumu Silahsız Kuvvet’e bırakılsaydı, kendisinden veya takımından başka kimse konulmayacaktı doğal olarak. Birol’a bırakılsaydı veya Kanun’a bırakılsaydı liste, yine çok doğal olarak sevdikleri veya sevmedikleri çerçevesinde oluşacaktı aday listesi. Aday listesi hakkında şu aşamada kimsenin yaptığı değerlendirme hiçbir değer taşımayacaktır; değeri nihai olarak 15 Kasım’da dinleyiciler verecektir.

Daha şimdiden çok konuşulan ‘Türkiye Boys of Sun Hiphop Oscarları’, şimdiden belli ki, 15 Kasım sonrasında da çok konuşulacak; bu son derece doğaldır da. Ama doğal olmayan bir şey var ki; o da, her önüne gelenin, ortaya konan onca emeğe katkıda bulunmaya çalışmak bir yana, ucuz bir şekilde saldırmaya kalkışmalarıdır.
Ama kim ne söylerse söylesin, kim yazarsa yazsın, değerlendirmeye katılanlar üzerinde nasıl bir yönlendirme ve baskı uygulamaya kalkarsa kalksın, ‘Boys Of Sun’, tarafsızlık gerektiren böyle bir organizasyonda, Ceza, Turbo, Maho-b, Ondaon, S.O.S, Buldozer, Birol veya isimleri sıralanabilecek diğer pek çoklarının kim olduklarına bakılmaksızın herkesin çıkarını korumaya devam etme yolunda, hiç kimsenin dışlanmasına, hiç kimsenin haksızlığa uğramasına izin vermeyecektir. Kaldı ki ‘Boys of Sun’ın destek ve birlik amacından uzaklaşıp, birilerinin yüceltildiği veya birilerinin küçümsendiği bir tescil organizasyona çevrilmeyecektir; amaç: birlik, beraberlik ve destek…
Yurdun dört bir yanından pek çok hiphop’ın sahne almak veya izlemek için katılacağı; pek çok ünlü davetlinin yanı sıra yerel ve ulusal tüm basın kurumları, haber ajanslarının davet edildiği; gecenin baştan aşağı iki profesyonel kamerayla çekiminin yapılıp cd olarak piyasaya sürüleceği gecenin hiphop’ın gelişimi ve duyurumu için katkıda bulunmasını diliyor şimdiden fikirleriyle veya katılımlarıyla destek olan tüm hiphoplara teşekkür ediyor; sağlık ve başarılar diliyorum!
(Jöntürk)

05:23
Login:
Kullanıcı:

Şifre:

Üye degilsen, üye ol

[Şifremi Unuttum]
Son Eklenen Dosyalar

- Golden Tape 1
- Golden Tape 2
- Golden Tape 3
- Golden Tape 4
- Golden Tape 5
Powered by: sws © 2002-2026 for Suikast Online